Ana içeriğe atla

#Hayaldigercekoldu


AKP iktidarı süresince hangi hayallerimiz gerçek, hangi gerçeklerimiz hayal olmadı ki..
Bu kadarını 9 yıl önce gerçekten kimse hayal bile edemezdi; ama dediğim gibi, “hayaldi, gerçek oldu.” Şimdi önümüzde yeni bir seçim var. Tam 7 günümüz kaldı. Eğer hala gerçekleştirilmemiş hayalleriniz kaldıysa, sandığa gitmemezlik yapmayın sakın; ama bu kez biraz gözünüzü açın..
Bir başbakanın kendi halkına “eşkıya” demesi.#hayaldigercekoldu
Hakkını savunurken polisin gaz bombaları yüzünden hayatını kaybeden emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun arkasından, “Bir tanesi de kalp krizi geçirerek öldü” demek. #hayaldigercekoldu
Hopa’da sabaha karşı evlerin basılması, köy yollarının kapatılması, 30′a yakın kişinin gözaltına alınması#hayaldigercekoldu
Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamasında 178 ülke arasında 138’inci sırada olması. #hayaldigercekoldu
İktidarın yanında olmayanların, onlara taraf olanların bertarafedilmesi. #hayaldigercekoldu
Gazetecilere yönelik dava sayısının 700’ü aşması.#hayaldigercekoldu
Yayınlanmamış kitaplar yüzünden gazetecilerin içeri alınması.#hayaldigercekoldu
Gazetecilerin çetelere sözcülük yapmakla itham edilmesi.#hayaldigercekoldu
Gazetecilerin canlı yayınlarda tehdit edilmesi, kendilerine hakaret edilmesi. #hayaldigercekoldu
Türkiye’nin, 57 gazeteci ile en çok tutuklu gazeteci bulunan ülke ilan edilmesi. #hayaldigercekoldu
Son yedi yılda istatistiklere giren kadın cinayeti oranının yüzde 1400 artması#hayaldigercekoldu
Geçtiğimiz ayda (Mayıs) 23 kadının öldürülmesi.#hayaldigercekoldu
Açlıktan ölen bir bebeğin arkasından “İnsan midesi de sürekli dolu olmaz” yorumları. #hayaldigercekoldu
Bir başbakanın, polisin saldırısı sonucu kalça kemiği kırılan biri için “Kız mıdır kadın mıdır bilemem” ifadelerini kullanması.#hayaldigercekoldu
Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulması, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün (KSGM) de bu yapı altında konumlandırılması girişimleri. #hayaldigercekoldu
“Eşcinsellik hastalıktır” bakış açısı. #hayaldigercekoldu
“Bir erkek dört kadınla evlenebilir.” yorumları.#hayaldigercekoldu
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının, bekarlığın nükleerden daha riskli olduğunu belirtmesi. #hayaldigercekoldu
Bir başbakanın “en az 3 çocuk” çağrısı yapması.#hayaldigercekoldu
Bir İETT şöförünün, “Burası seks otobüsü değil” diyerek hakaret etmesi ve zor kullanarak iki genci otobüsten indirmesi.#hayaldigercekoldu
Başbakanın “ucube” dediği İnsanlık Anıtı’nın yıkılarak, yerine şehrin tanıtımını da yapacağı umulan kaşar ve bal heykelleridikilmesi. #hayaldigercekoldu
İnternette “filtre” başlığı altında sansür uygulamak.#hayaldigercekoldu
Mizah dergilerinde yer alan çizim ve resimlerin 18 yaşından küçüklerin maneviyatı üzerinde muzır (zararlı) tesir yapacak nitelikte olduğu gerekçesiyle dergilerin içeriğine sınırlama getirilmesi. #hayaldigercekoldu
Taksim’de yapılan protesto gösterisi için “15-20 kişi bir eylem yaptı ve pornoma karışma diyerek döviz açtı ama 70 milyon kişi de öyle düşünüyor anlamına gelmez” diye savunma yapmak.#hayaldigercekoldu
“Bunlar çirkin teknoloji. Bu Facebook filan falan, bu tür sayfalarbunlar çirkin, berbat.” yorumları. #hayaldigercekoldu
Milletvekillerinin özel hayatlarının siyaset malzemesi haline getirilmesi. #hayaldigercekoldu
ÖSYM şifreleri. #hayaldigercekoldu
“Bırakın profesörlüğü teknisyen bile olamaz” denilen birinin ÖSYM başkanlığına getirilmesi. #hayaldigercekoldu
KPSS skandalı ortaya çıktığında: “Sayısı hakkında tam bir bilgim yok ama birkaç kişi kopya çekti diye bütün sınavın iptal edilmesi, herkesin puanının yok sayılmasını gerçekten anlamıyorum.” ifadeleri. #hayaldigercekoldu
“Alkollü içecekler meyvelerden üretilmiyor mu? O zaman onu ye”, “Tıksırana kadar içiyorlar, karışmıyoruz” yorumlarının ardından alkole yaş sınırı getirme çabaları. #hayaldigercekoldu
Şehit yakınlarına “Askerlik yan gelip yatma yeri değil” demek.#hayaldigercekoldu
Türkiye’de Kürt sorunu olmadığını iddia etmek.#hayaldigercekoldu
“Soğuk algınlığı” nedeniyle 19 Mayıs Stadyumu’nda düzenlenen törene katılmayıp mitinge katılmak. #hayaldigercekoldu
Tarım ve hayvancılıkta dünyada kendi kendine yetebilen ülkelerden biriyken tamamen dışarıya bağımlı hale gelmek.#hayaldigercekoldu
Dünyanın en pahalı benzinini kullanmak. #hayaldigercekoldu
Suçluyken “mağdur” olmak. #hayaldigercekoldu
Yaşam alanlarını tehdit eden “Çılgın” projeler.#hayaldigercekoldu
Ve daha niceleri..
AKP’nin 9 yıllık iktidarı sonucunda geldiğimiz nokta aşikar. Getirilen yasaklar, her gün sokaklarda maruz kaldığımız baskıcı, cinsiyetçi ve faşist tutumlar ve medyada yankılanan söylemler başımızdakilerin zihniyetini net bir şekilde yansıtmaktadır. Biz, “daha ne kadar ileri gidebilirler?” diye beyin patlattıkça onlar her geçen gün başka hayallerini gerçeğe çeviriyorlar. Bu noktada, hayallerimizin ortak olmadığı ve hayal kurma kapasitemin de – neyse ki – o kadar geniş olmadığını belirtmek zorundayım. Her yeni güne yeni skandallarla, yeni yasaklarla, yeni gözaltı ve tutuklama haberleriyle, yeni nefret söylemleriyle, yeni hukuksuzluklarla uyanmak birçoğunun beklentisinin aksine tüm yaşananları ve başına gelenleri kanıksamış, apolitize olmuş bir nesil yetiştirmiyor. Bülent Arınç’ın dediği gibi, geçmişte darbelerle anılan Türk Silahlı Kuvvetleri, artık sivillerin tahrikine kapılarak darbe yapmayı, cuntacılık yapmayı aklına getirmese bile bizim demokratik haklarımıza, temel hak ve özgürlüklerimize her gün bir başka darbe iniyor zaten. Böyle bir Türkiye’de bizler için hayal etmek fazla lüks. O yüzden yapılacak tek şey sinmeden, yılmadan, korkmadan ve inanancımızı kaybetmeden mücadeleye devam etmek; çünkü biz biliyoruz ki bir gün tüm bunların hesabı verilecek.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNSAN NEDEN SEVMEYE BU KADAR İHTİYAÇ DUYAR?

İnsan neden birini sevmeye bu kadar ihtiyaç duyar? Aslında belki sevgisiz de yaşayabiliriz ama bu çok anlamsız bir hayat olmaz mı? O yüzden, sevgiyi erteleyen insan hayatındaki boşluğu doldurmak için işkolikmişcesine işine sarılmaz mı? Her anını bitmek tükenmek bilmez sorumluluklarla doldurmaz mı ya da kendini o bir türlü tanımlayamadığı topluma adamaz mı? Birini sevmek isteriz çünkü hepimizin bir “neden”e ihtiyacı var. Çünkü “tek” kişiyseniz siz hala, dışlanacağınız ya da “yarım” hissedeceğiniz çok an vardır hayatta. Sinemaların 1 alana 1 bedava kampanyalarında diğeriniz eksiktir. Şehir fırsatlarının çift kişilik odalarında yalnızsınızdır. Evdeki battaniyeler çift kişilikse ısınamazsınız. Bir şiir yazacaksanız boşlukları doldurmanız gerekir. Yazılarınızda yan anlamlar gerekir. Mektuplarınızın bir “alıcı”ya ihtiyacı vardır. Bir mağazada kıyafet denediğinizde fikrini soracağınız biri lazımdır satış danışmanları dışında. Çalar saat dışında sizi uyandıracak biri olması gerekir. Pasta

Roman Kuramına Giriş

Ayrıntı Yayınları’nın Sanat ve Kuram dizisi kapsamında okuyucularla buluşan Roman Kuramına Giriş, eserin başlığında verilen ipucundan çok daha fazlasını sunuyor okuyucuya. Roman ve roman kuramları üzerine belli bir sınıflandırma ve portre oluşturma motivasyonundan uzak durulduğu kitap, roman üzerine yapılan düşünsel ve teorik argümanları merkezine alıyor. Zekiye Antakyalıoğlu’nun ifadesiyle de roman, “Roman nedir?” sorusunun cevabına sahip olmayan ve “tanımlanmaya, sınıflandırmaya direnen bir kurgusal anlatı biçimidir”. Bu açıdan bakıldığında, kitabın bir edebiyat kuramı veya akademik bir kaynak olmasından ziyade “roman okuyucusu” için yazıldığı unutulmamalıdır. Düşünsel tartışmaların yanı sıra kuramsal bir tabana da sahip olan çalışma, özellikle roman okuyucusunun bu kitabı okumasını amaçlıyor. Özetle, Roman Kuramına Giriş ’in bu yönüyle belki de akademinin her alanı için örnek niteliğinde bir kitap olduğunu belirtmekte fayda var. Kitabın bölümlerine bakıldığında “Tanımını

Alışmak Sevmekten Daha Zor Geliyor

Bir ilişkiyi sonlandırmak, yeni bir ilişkiye başlamak kadar zor gelir insana; çünkü her bir yeni ilişki, yeni heyecanlar, yeni tatlar, yeni hazlar anlamına olduğu kadar yeni kırgınlıklar, yeni yılgınlıklar, yeni vedalar anlamına da gelir. Her yeni başlangıç yeni bir potansiyel ayrılıktır aynı zamanda. Bazen eskilerin hayaleti öyle dadanır ki zihnimize, başından çok sonuna odaklanırız ilişkilerin de: “Ya bu da öyle biterse?” Bu evham bazen kalbimizi öyle körleştirir, öyle köreltir ki içimizi, yeni insanlardan, yeniden sevmelerden, yeniden alışmalardan ölesiye korkarız. Nerede bize yakılan bir yeşil ışık görsek, ardımıza bile bakmadan tünelin karanlık ucuna doğru hızla depar atarız. Kimi zaman tamamen farkında kimi zamansa tamamen istem dışı olarak iteriz ayağımıza kadar gelen mutluluk fırsatını. Yeni bir yenilginin korkusu öylesine felç eder ki bizi, adım atamaz hale geliriz. Beckett’in şu ünlü, “ Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil .” sözü mevzu