Kimileri laylaylom geçmiş olan çocukluğunu özler. Kimileri hiç yaşanmamış bir çocukluğu. Kimileri yalnızca çocuk olmayı… Bazıları hepsini birden özler. Sorumsuzluğu, kontrolsüzlüğü, pervasızlığı… Hata yapabilmeyi, kırıp dökebilmeyi, avazı çıktığı kadar bağırabilmeyi, bazen dayak yiyene kadar anıra anıra ağlayabilmeyi... Tanımadığı insanlara bile güvenmeyi, tanıdıklarına zaten güvenmeyi… Hatalarıyla kabullenilmeyi, başarıları için şımartılmayı, koşulsuz şartsız sevilmeyi… Onu, ne yaparsa yapsın hiç bırakmayacak birileri olduğunu bilmeyi, korunup kollanmayı istemeyi özler. En azından 90’lara yetişebilmişse; sokakta koşturup terlemeyi, hatta terlediği için azar işitmeyi, oradan oraya zıplarken tökezleyip dizlerini kanatmayı, sonra o kabuklarını kopartmayı, kendi hatalarından dolayı başkalarını suçlamayı, oyunlarda mızıkçılık yapmayı, hasta numarası yapıp okuldan ve ödevlerden kaytarmayı, körebe oynarken iki dakikalığına da olsa saklandığını sanmayı, parkta salıncak sırası çalmayı, 2 te...