Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hadi Tüketelim – Cansu Karagül

Çağdaş dünya, kapitalizmin son evresi – midir bilinmez – olan bir evreye ulaştı ve buna da “tüketim toplumu” diyoruz. Her şey metalaştı. Her şey alınıp satılabilir ve tüketilebilir artık. Hatta insanlar bile.. Üretici ve tüketici ayrımı diye bir şey kalmadı; istisnasız herkes tüketici günümüzde. Çalışma ve boş zaman diye bir ayrım da yok bu modern – ya da postmodern mi demeli? – süreçte. Tüketmek için çalışıyoruz ve boş zaman da bu tüketim zamanının bir parçası. İki kat sömürülüyoruz kapitalizm tarafından, hem üretici hem tüketici olarak. İki kat yabancılaşıyoruz. İlk aşamada emeğimiz ve emeğimizin ürününü, ikinci aşamada paramızı ve kendimizi yeniden üreteceğimiz zamanı kaptırıyoruz bu sistemde. Boş zaman, kendimizi yeniden ürettiğimiz ve özgürleştiğimiz süreden çok, sistemin kendini devam ettirebilmesi için yarattığı sahte-ihtiyaçların giderildiği bir süreç ve biz, bu tüketim zamanının kendisini bile satın alıyoruz. Bir zamanlar kendimizi ürettiklerimiz üzerinden tanımlarken şimd...

Uyunur Mu?

Uyumamak kimileri için bir kayıp kimileri için bir kazançtır Adına “insomnia” dersen hastalık, buna bir tercih olarak bakarsan yaşam tarzdır Ya adına gün dedikleri 24 saatlik bir zaman dilimi yetmiyordur sana Ya da sen sığdıramıyorsundur aklını sınırlı bir zamana Ya kaçıyorsundur herkesin uyuduğu bir gün doğumuna kendinle başbaşa kalabilmek adına Ya da yatarsın seni saklayan bir uykunun koynuna Ya yaşarsın ya ölürsün bir anlamda Kaçmak istiyorsan kabuslardan ve hayatın kabuslardan daha can yakıcı olduğuyla yüzleşebiliyorsan O zaman tutunursun biraz daha güçlenebilmek adına gecenin karanlığına Ya da yaşayabilmek yalnızlığı daha çok üretebilmek adına Ama her ikisinin ardından da gelir bir uyanış Ya gözlerin tamamen kapalı bir hayata ya da başka bir biçimde aydınlatılmış bir iç yolculuğuna.. Cansu Karagül 

ÜNİVERSİTELERDE BİREYSELLİĞİN ÜRETİLMESİNE FOUCAULT'DAN BAKMAK

Foucault modern öncesi iktidar ve modern toplumlardaki iktidar arasında bir ayrım yapar. O’na göre, günümüzde iktidar, baskıcı ve zorlayıcı olan mutlak iktidarın aksine disipliner iktidar teknikleri ile gerekli öznellikleri üreterek varlığını devam ettirir. Modern bir teknik olan disiplin, ekonomik ve siyasi sistemin işleyişine uygun bireyler yaratmak amacıyla bedenlerimizi “uysallaştırarak” iktidarın nesnesi haline dönüştürmek zorundadır. Bu birey tabi ki endüstriyel kapitalizme yakışır bir şekilde liberal, nitelikli iş gücünü sağlayacak, disiplini içselleştirmiş ve iktidarı sorgulamayan bir birey olmalıdır. Ordular, fabrikalar, hapishaneler, hastaneler başta olmak üzere üniversiteler de disipliner bir kurum olarak modern bireyselliğin üretilmesini, dolayısı ile de sistemin sürdürülmesini sağlar. Üniversitelerdeki hiyerarşik gözetim, kontrol, ödül ve ceza ile normalleştirme yaptırımları ve sınav uygulamaları modern bireyselliğin üretilmesini sağlayan tekniklerdir. Böylece öğrencil...

BİR ÇOCUKLUK VARDI YA

Kimileri laylaylom geçmiş olan çocukluğunu özler. Kimileri hiç yaşanmamış bir çocukluğu. Kimileri yalnızca çocuk olmayı… Bazıları hepsini birden özler. Sorumsuzluğu, kontrolsüzlüğü, pervasızlığı… Hata yapabilmeyi, kırıp dökebilmeyi, avazı çıktığı kadar bağırabilmeyi, bazen dayak yiyene kadar anıra anıra ağlayabilmeyi... Tanımadığı insanlara bile güvenmeyi, tanıdıklarına zaten güvenmeyi… Hatalarıyla kabullenilmeyi, başarıları için şımartılmayı, koşulsuz şartsız sevilmeyi… Onu, ne yaparsa yapsın hiç bırakmayacak birileri olduğunu bilmeyi, korunup kollanmayı istemeyi özler. En azından 90’lara yetişebilmişse; sokakta koşturup terlemeyi, hatta terlediği için azar işitmeyi, oradan oraya zıplarken tökezleyip dizlerini kanatmayı, sonra o kabuklarını kopartmayı, kendi hatalarından dolayı başkalarını suçlamayı, oyunlarda mızıkçılık yapmayı, hasta numarası yapıp okuldan ve ödevlerden kaytarmayı, körebe oynarken iki dakikalığına da olsa saklandığını sanmayı, parkta salıncak sırası çalmayı, 2 te...

İNSAN NEDEN SEVMEYE BU KADAR İHTİYAÇ DUYAR?

İnsan neden birini sevmeye bu kadar ihtiyaç duyar? Aslında belki sevgisiz de yaşayabiliriz ama bu çok anlamsız bir hayat olmaz mı? O yüzden, sevgiyi erteleyen insan hayatındaki boşluğu doldurmak için işkolikmişcesine işine sarılmaz mı? Her anını bitmek tükenmek bilmez sorumluluklarla doldurmaz mı ya da kendini o bir türlü tanımlayamadığı topluma adamaz mı? Birini sevmek isteriz çünkü hepimizin bir “neden”e ihtiyacı var. Çünkü “tek” kişiyseniz siz hala, dışlanacağınız ya da “yarım” hissedeceğiniz çok an vardır hayatta. Sinemaların 1 alana 1 bedava kampanyalarında diğeriniz eksiktir. Şehir fırsatlarının çift kişilik odalarında yalnızsınızdır. Evdeki battaniyeler çift kişilikse ısınamazsınız. Bir şiir yazacaksanız boşlukları doldurmanız gerekir. Yazılarınızda yan anlamlar gerekir. Mektuplarınızın bir “alıcı”ya ihtiyacı vardır. Bir mağazada kıyafet denediğinizde fikrini soracağınız biri lazımdır satış danışmanları dışında. Çalar saat dışında sizi uyandıracak biri olması gerekir. Pasta ...

YGS KOLAJI

Bu metin biraz kolaj biraz da izlenim içerir. Y itirilen  G ençlik  S erveti Ali Demir: ''Sınavda hiçbir adayı haksız bir şekilde diğerinin önüne geçirecek herhangi bir uygulama asla oluşmamıştır. Bu nedenle tüm adaylarımızın ve velilerin son derece rahat olmalarını ve gerçekleşmiş olan sınavdan şüphe etmemelerini istiyorum. Basında şifre olarak bahsedilen durum hiçbir adayın soru kitapçığı için geçerli değildir.”   “Ortaya atılan şifre iddiaları tamamen asılsız ve gerçek dışıdır.” Recep Tayyip Erdoğan: "ÖSYM Başkanının yaptığı  açıklamalar benim için tatmin edicidir . Birileri tezgahları bozulduğu için rahatsız.  Amaç, ikinci sınavın engellenmesidir. Sokaklara kimlerin döküldüğü de ortadadır. Bu provokatif eylemler YGS maratonunun olumsuz etkilememelidir." Abdullah Gül: “Başkandan ( ÖSYM  Başkanı Ali Demir) aldığım bilgiler  beni tatmin etti . Öğrencilerimizin güvenle kendilerini ikinci sınava hazırlamaları gerekir." Ali Demir: (Sına...